| Bağlanma korkusu |
| Editör tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 23 Mart 2009 15:51 |
Hovardalara bahane oldu, incinmekten korkanlara kaçış yolu. 20 yıl önce söylense ne olduğu bile anlaşılamayacak bu sorun ne ara ortaya çıktı? Nedir bu ‘bağlanma problemi’nin sebebi?
Bağlanma korkusu modern insanın sefil savunma kalkanı diye düşünüyorum. Tek eşli zamanlar geride kaldı ve ilişkileri yaşamak, bitirmek, ısıtıp tekrar yaşamak çoktaan kolaylaştı. Bu yüzden eski darbelerden ve hayal kırıklıklarından mustarip korkaklara dönüştük. O kadar korkağız ki, tekrar birine kendimizi kaptırıp sonra da terk edileceğiz diye, ilişkiden kaçıyoruz.
İşin uzmanları, söylediklerimi kabul etmekle beraber asıl nedeni her problemde olduğu gibi yine Lakin blumiklerin bir fil kapasitesinde yiyip sonra kusmaları gibi sizin de kusulacağınız zaman gelir çatar. Kafasındaki problemler, kendine güven sorunu, artık Allah ne verdiyse birden bire su yüzüne çıkar ve gözünüzün önünde Dr. Jekyll, Mr. Hyde’a dönüşüverir. Günlerdir ayağınızı yerden kesen ve siz olmadan nefes alamayacakmış gibi davranan biricik sevgiliniz, varlığınızdan rahatsız olan asık suratlı bir yabancıya dönüşerek arkasına bakmadan kaçar. YALNIZLIĞIN KONFORU TATLI
HER AN MÜSAİT OLMAK
Düşünsenize her an bir ilişki için müsaitsiniz. Hayatınızda bir sevgili, verilmiş bir söz, evde sizi bekleyen biri yok. Beğendiğiniz insanla flört edebilir ve sevişebilirsiniz. Yalnız yaşayan, kendine güvenen (en azından öyle görünen), sosyal, bakımlı yeni model metropol erkeğini bu konforundan kolay kolay vazgeçiremezsiniz. Arada bir canı şefkat, sıcaklık ve yuva istedi diye bağlanmaya meyledebilir, ama sizce henüz tanışılmamış onca kadından ve kazanovalığın havaya yaydığı karizmadan vazgeçmek kolay olur mu? Bağlanma sorunu yaşamak (bahane bulmak) çok kolay gördüğünüz gibi. Çocukluk ya da geçmiş ilişki travması, o da yoksa yalnızlığın cazibesi... Tahmin edeceğiniz gibi bu sorunu aşmak çaba ve özveri gerektiriyor. Ya da sadece istek. Bağlanmak istemeyen sevgiliyi kalpten götürecek fırlamalıklar -İsmini omzunuza dövme yaptırıp (yalandan tabi) ona gösterin. -Sevimli bir çocuk gördüğünüzde kucağınıza alıp “Bizim çocuğumuz da böyle olsun” türünden laflar edin. -“Çok zor gün bulunuyor, o yüzden kapora yatırdım, bak düğünü burada yapacağız” diyerek broşürler gösterin .-Sarmaş dolaş fotoğraf çektirip üzerine kalpler ekleyerek facebook’a koyun. -İki günde bir gözlerinin içine bakarak “Seni seviyorum” deyin. -Ceketinin cebine tek taş yüzük koyun ve “Bu ne acaba” diye cebinden çıkarırken boynuna atlayıp ağlamaya başlayın.
Kaynak : Haberturk
|