| TELAŞ-sızım!... |
| Nazan Kutlu tarafından yazıldı |
| Perşembe, 11 Şubat 2010 01:31 |
Ah ciğerparem...
Seni sevmeye ayarlı saatim, ne zaman yokluğunu vursa, yaralı bir arslan misali, beni öldürecek birini bulmaya çıkıyorum sokaklara. Hayat acemisiyim İstanbul un kedere çıkan yokuşlarında... Yaram beni görünmez kadın yapıyor sanırım. Görmüyorlar... Nefesimi tutuyorum, içinde sen varsın diye . Balat ın eski meyhanelerinden, yanından yöresinden bıçaklanmış kabadayılar çıkıyor naralı...yürüyorlar üstüme üstüme. İnsanların içinden geçiyorum,ruhları bile duymuyor onlardan geçtiğimi... Herkes bir yaşamak telaşında...Sanki tek ben telaş-sızım!... Solundan yıkılanların telaşsızlığı var üzerimde... Ah canımın ortası... Ruhun yaşlanması sanırım telaşsız olmak. Küçük adımlarla yürümek... bitmek bilmez kuyruklarda sabırla beklemek... hep gelecek biri var gibi camdan saatlerce sokağı seyretmek, ama kimseyi beklememek!... En yorgun anlarımda, kızıllığı akmış bir kadın, gri, ölümcül bir aşka soyunuyor mahalle arasındaki ufak lokantada... Dudak payı bırakılmış bir acıyı yudumlar gibi, üfleyerek yudumluyor çayını. İnce belli, ağzı kırık bardakta, demlenmiş hayatını içiyor besbelli...Karşısındaki adam kadının kalbine saplamaya kaldırıyor, kılıç gibi gözlerini. Atıyorum kılıçtan gözönüne kendimi. O kadın yerine ölmek değil niyetim asla...Bir kahraman olamayacak kadar çok yenilgi takılı omuzlarımda. Aşka kurban edilmek istiyorum sadece.. Hiçbir tanrı kurtarmasın istiyorum beni.. Çünkü ben, şiirden yapılmış bir tanrıya inanıyorum senden beri... Nazan Kutlu
|